Dün sosyal paylaşım ağı Twittirda "Zaman 25 yaşında. Dile kolay, 25 yıl uğraş, çalış, didin, sonunda aşağı yukarı Hürriyet gibi bir gazete ol. Hakikaten büyük başarı" türünden Zaman gazetesiyle alay eden bir mesaj hayli ilgi gördü.
Bu nedensiz değildi. Dün Zaman gazetesi, yani Türkiyenin psikolojik savaş merkezinin yeni amiral gemisi olarak 25. Yılını kutladı. Batı geleneklerine uygun olarak düzenlenen doğum günü partisine Türk başbakanı Tayyip Erdoğan da katıldı. Doğum günü pastasını kesti.
Türk başbakanı Erdoğan bu şatafatlı törende bir konuşma yaptı. Çoğunluğunu Kürt gazetecilerinin oluşturduğu yaklaşık 100 gazetecinin hapiste olmasını; onlar gazeteci değil katil diyerek açıkladı. Yetmedi Türkiyede basın özgürlüğünden bahsetti. Geçmişe atıfta bulunarak, emir komuta zinciri içinde manşetlerin atıldığından yakındı ve Manşetlerle çarpışarak bu günlere geldik dedi.
Nitekim bu konuşmadan bir gün sonra, yani bugün Türk başbakanı Erdoğanın polis, adliye, vergi dairesi, ,ihale dağıtan bakanlıklar zoruyla hizaya çektiği, AKP-Gülen ittifakının emir kulu haline getirdiği basın tarihe geçecek kirli manşetlerle çıktı. Bir kez daha Kürtleri hedef aldı. Siyasi soykırım operasyonlarına çanak tuttu. Hükümetin kirli ve kanlı oyununu gizleyen manşetler attı.
Örneğin "PKKnin hesabı kesiliyor" manşetini atan Akşam hükümetin 1942 yılında çıkarılan Varlık Vergisi gibi ırkçı bir yasa ile Kürtlerin mallarına el konulmasını teröre karşı mücadele olarak sunmaya çalışmış.
İnsanların özel hayatını izlemekten arta kalan zamanını Kürtlere karşı sözde özel haberler yapmakla geçiren bir başka gazete Takvim ise, tam asparagas gazetecilikte ödül alacak bir manşetle çıkmış bugün. "Beş parmak dağlarında PKK kampı" manşetini atan takvim bir de fotoğraf kullanmış. Bu 24 ayar palavra haberi röntgenci Takvim "Bölücü hainler gözünü KKTCye dikti. Kandilden gönderilen eli kanlı katiller Beşparmakta terörist yetiştiriliyor" spotuyla vermiş. Ancak haber o kadar asparagas ki bu spotun altında çok küçük harflerle bu kez gençlerin bir ay süreyle Kandil dağına gönderilerek eğitim yaptırıldığı yazılmış.
Bu haberin bir yalan, fotoğrafın ise bir piknik veya gezi esnasında çekildiği, fotoğraftakilerin Kıbrıstaki Kürt öğrenciler olabileceğini zeka sahibi her insan baktığı zaman anlayabilir. Ancak kendi okuyucusunu dahi ahmak yerine koyan Takvim bu manşeti boşu boşuna atmıyor. Bir amaç ve hedef uğruna yalan ve kara propaganda yapıyor.
Nasıl ki Akşam gazetesi Kürt işverenlerini hedefliyorsa Takvimde bu manşetiyle Kıbrısta okuyan Kürt öğrencileri hedefliyor.
Dün Zaman gazetesinin doğum günü pastasını kesen Türk başbakanı Tayyip Erdoğanın konuşmasında bir cümleyi de Yeni Şafak gazetesi manşet yapmış AKPnin yayın organı Yani Şafak Erdoğanın "Haber yazdırıp, kapatma dosyasına koydular" sözlerini manşetten vermiş.
28 Şubat sürecinde Erdoğanın ihanet ettiği geleneği vurmak için tıpkı bugün Kürtlere karşı atılan manşetlere gibi çok kirli manşetler atıldı. Ancak bir dönemler Erdoğan ve arkadaşlarına karşı yapılan bu kirli propagandayı, şimdi Erdoğan aynı yöntemle ve daha fütursuzca Kürtlere ve demokrasi güçlerine karşı yapmaktadır.
Ha birde dün sanatçı İbrahim Tatlısese karşı suikast davası başladı. Bu saldırıya ilişkin BDPyi, PKKyi hedef alan manşetlere ne oldu sahi? Savcıdan önce iddianame yazan, Kürt siyasetçileri katil diye gösteren ve suçsuz yere insanları demir parmaklıklar ardına gönderen o gazete manşetleri nereye uçtu?
Sahi dün Gülen cemaatinin yayın organı Zaman gazetesinin doğum günü pastasını kesen Erdoğan, cezaevine tıktığı gazeteciler için, Kürtleri önce manşetlerde infaz edin talimatı vererek 6200 Kürdün tutuklanmasına zemin hazırlayan, sınırsız acı ve göz yaşına neden olduğu için, uygulamalarıyla Kürtlerin canına ve malına kast ettiği için acaba hiç üzülüyor mu?
Görünen o ki başbakan ve adamlarının bu tür insanı sorunlara zamanları yok. Onlar, tıpkı Zaman gazetesinin bugün sür manşetten yaptığı gibi, ROJ TV ve Kürt basınının gerçekleri yayımlamasından sonra karizması çizilen soykırımcı Fethullah Gülenin imajını düzletmek için ter döküyorlar. Kürtlere karşı soykırım fetvası veren Güleni yeni bir imajla, yeni bir sahte hümanist kimlikle piyasaya sürmenin telaşı içindeler.
Tutar mı? Belki de. Kim bilir? Nesrettin Hoca da tutar diye göle maya çalmıştı.
<<Önceki Haber || Sonraki Haber>>